Avustralya'da yaşam · Life in Australia

Avustralya’da İş Arama Süreci ve İş İlişkileri

Şimdiye kadar elimden geldiğince yaşadığım, Avustralya’ya özgü deneyimleri paylaşmaya çalıştım. Çoğu yazımda da “Avustralya’ya gideceğimi söylediğim zaman” diye başlayan cümlelerim vardır. “Avustralya’ya gideceğimi söylediğim zaman” sorulan bazı sorulardan biri de şu: “İş ayarladın mı?” ya da daha farklı, biraz rahatsız hissettiren bir söyleyiş biçimiyle “İş hazır mı?” gibi cümleler.

Tabi ki işimi Türkiye’den de ayarlamış gitmiş de olabilirim. Bu sık rastladığımız bir durum. (Abim 3 günde Fransa’daki işini ayarladı mesela :))) Ama ben ayarlayamadım çünkü bir kaç yıldan ibaret olan geçmiş iş tecrübem buna izin vermedi. Ben de bunu bir engel olarak görmedim ve Avustralya’ya gelme planımın herhangi bir aşamasında bir değişiklik yapmadım.

Evet, ben buraya herhangi bir iş ayarlamadan geldim. Bırakın işi herhangi bir iş görüşmesi dahi ayarlamadım. Planım ilk 3 ay kaygısız bir şekilde ülkeyi tanımak, şehri, insanları tanımak, kültürü anlamaya çalışmak, kafa dinlemek, işten bağımsız dilediğim gibi kod yazabilmekti. Öyle de yaptım. İlk 3 ay iş başvurusu bile yapmadım.

Artık Türkiye’deki kalıplaşmış, açık olmayan düşüncelerin varlığı beni daha az rahatsız etmeye başladı. Çünkü eskiden bunları birebir yaşıyordum, şimdi sadece ailemden veya arkadaşlarımdan duyuyorum. Bir nebze daha hafif geliyor o yüzden 🙂 Ama yine de şu noktadaki rahatsızlığımı dile getirip, belki karar aşamasındaki bazı arkadaşlarıma da yardımcı olmuş olurum.

Yaşadığım yerden çok uzakta bir ülkeye göç edeceğimi söylediğimde insanların aklına ilk gelen şeyin, yapacağım iş olması gayet normal. Yani parayı nereden kazanacaksın? Fakat tuhaf gelen şey, herhangi bir iş ayarlamadan gidişimin garip gelmesi. Bunun macera olarak görülmesi. Eğer ki yürüyerek, tek başıma Güney Afrika’yı gezeceğim deseydim bu bir macera olurdu ya da Antartika kıtasının çevresini kano ile dolaşacağım deseydim. Ama ben böyle şeyler söylemedim. Avustralya’ya taşınıyorum dedim sadece. Ortada bir macera var da ben mi kaçırıyorum anlamıyorum 😀

Neyse, bir çok arkadaşım bu konuda bana kaygılarını anlatıyor. “İstifa edip gitsem iş bulabilir miyim?”,”Nasıl olacak?”, “Riske atmak da istemiyorum şimdiki işimi?” gibi kaygı dolu cümleler. Yani şöyle bir dünya yok. İşi Avustralya’ya gelmeden ayarlayalım, tabi işi bulunca hooop hemen kalıcı oturma iznimiz de zaten olur sonra güzel bir ev tutarız mis gibi yaşarız. Keşke olsaydı tabi böyle bir dünya 🙂 O yüzden demek istediğim aslında şu; malum bu işler kolay olmuyor. O yüzden herşeyin bir anda çok güzel olmasını beklememeliyiz. Sabretmemiz gerekiyor. İnanmamız gerekiyor. Çalışmamız gerekiyor. Bu kadar. Bunları hep söylüyorum belki bıkmışsınızdır okumaktan ama ben kendimce başarılı olduğumu düşündüğüm şeyleri sabrederek, inanarak, çalışarak yaptım. O yüzden naçizane tavsiyem sadece bu 3 kelimeden ibaret. Başka pek bir şey bilmiyorum başarılı olmak konusunda.

Uzun bir girişten sonra asıl konuya gelebiliriz 🙂 Bu yazıda beni gerçekten şaşırtan ve Türkiye’den oldukça farklı olan Avustralya’da iş arama süreçlerini ve iş hayatındaki insan ilişkilerini anlatmaya çalışacağım.

Ocak ayında başlayan iş arama sürecim Nisan ayının başında son buldu. Evet güzel haber! Avustralya’daki ilk işime önümüzdeki hafta başlayacağım 🙂 Avustralya’da yapılacaklar listesine bir tik daha 🙂 Bu 3 ayda önüme çıkan en büyük engel tabi ki vizeydi. Bir çok şirket geçici vizeye sahip olduğunuzu duyduğunda zaten konuşmayı yarıda kesiyor. Yine de son damlasına kadar denemek istedim sponsor vize işini. Olmadı. O yüzden yeni işime 6 aylık kontrat ile başlayıp bu süre içerisinde partner vizeye başvuracağız. Partner vize sonuçlanınca vize sorunum da ortadan kalkmış olacak ve işe normal bir şekilde devam edebileceğim. Yani bu da “B” planıydı zaten, tuttu 🙂

Bu 3 ay cidden çok iyi bir tecrübeydi Avustralya pazarını tanıma açısından. Burada insan kaynakları şirketleri daha ön planda. Mesela Türkiye’de insan kaynakları şirketleri beni genelde belirli bir pozisyon için ararlardı. Ama burada durum biraz daha farklı. Avustralya’nın kariyer.net’inde ilk iş başvurularımı yapmaya başladığım anda bir çok insan kaynakları şirketi beni aradı. Sanırım piyasadaki yazılımcıları o kadar iyi tanıyorlar ki o sırada benim yeni olduğumu hemen anladılar. Konuşmalarımız bir pozisyondan bağımsız; benim kim olduğum, ne zaman, hangi vize ile geldiğim, spesifik olarak çalıştığım ve ilgilendiğim alanların ne olduğu, nasıl bir çalışma ortamı aradığım gibi sorularla doluydu. İlk başta sizi tanımaya çalıyorlar sonrasında da uygun bir pozisyon denk geldiğinde sizinle irtibata geçiyorlar. İstanbul’da Avustralya tarzında çalışan, çok başarılı ve samimi iki kız kardeşin kurduğu bir insan kaynakları şirketi var. Enerjik. İş arayan arkadaşlara tavsiyemdir, piyasada tanımadıkları yok cidden 🙂

Bu şekilde bir tanışmadan sonra, size uygun bir pozisyon bulduklarında bunu önce sizle sonra şirketle paylaşıyorlar. İki taraf da da yüz yüze görüşmek isterse size mülakatın detaylarını yolluyorlar. Mesela ben Türkiye’de sadece bir mülakat haricinde kiminle görüşeceğimin bilgisini hiç almadım. Burada 3 iş görüşmesi yaptım. 3’ünde de görüşmeye katılacak kişilerin isimleri, ünvanları, bölümleri yazıyordu. En azından kimlerle karşılaşacağınızı, görüşmenizin sizi tanıma amaçlı mı yoksa teknik mi olacağını az çok tahmin edebiliyorsunuz.

Şimdi burada kafa karışıklığı olabilir. Hem diyorum ki Türkiye’den iş bulup gelemeniz çok zor hem de diyorum ki geçici vize ile geldiğim için iş ararken vize sorunu karşıma çıktı hep. Evet tam olarak 2’sini de söylemek istiyorum. Eee nasıl olacak? Serkan’ın yaptığı gibi olacak ya da oturma izni alabilen başka insanların yaptığı gibi olacak. Avustralya’ya geçici çalışma veya öğrenci vizeleri ile gelip oturma iznine başvurmak için gerekli 60 puanı toplamanız gerekecek. (Linkteki Point test) Ben niye bu puan sistemini içeren vizeye başvurmuyorum? 5 puanım eksik kalıyor çünkü birazcık genç olduğum için. 29-30 yaş mühendisler acele etsinler 🙂

Tüm bunlardan sonra gelelim insan kaynakları şirketleri veya pozisyon sahibi şirketlerle aramızda geçen diyaloglara.

Mesela burada iş maillerinde kimse bana Dear Miss Ersöz demiyor. Tüm mailler “Hi Armagan” diye başlıyor. Okulda öğrendiğimiz “King Regards” falan çok nadir. İlk bir kaç mailde “Regards”, sonra iş “Cheers”a kalıyor 🙂

Maillerde gülen yüzler falan sayısız 🙂

Ünvanı ne olursa olsun karşıdakine ismiyle hitap edebiliyorsunuz. Edebiliyorsunuz demek bile biraz tuhaf kaçıyor, ismiyle hitap edersiniz yani başka bir seçenek yok 🙂

Telefon konuşmaları da görüşmeler de çok samimi geçiyor. Çok fazla güldüğümü bile hatırlıyorum son görüşmemde.

Bazı insan kaynakları çalışanları Türkiye’den geldiğimi öğrendiğinde Türkiye’deki tatillerini bile uzun uzun anlatıyorlar 🙂

Ya da red aldığım bir görüşmeyi söyledikten sonra beni iyi hissettirmek için bin bir takla atanı bile gördüm 🙂 Çok tatlılar gerçekten 🙂

Anladığım ve gördüğüm kadarıyla sadece iş ilişkileri değil, genel olarak insan ilişkileri çok daha samimi Avustralya’da. Daha önce anlatmıştım. Yolda gördüğünüz birine selam verip, gülümsemeniz çok normal. Aksi anormal sayılabilecek bir noktada hatta 🙂 O yüzden bazen geyiğini yapmak hoşuma gidiyor. “Yolda yürürken insanlara sarılmamak için kendimi zor tutuyorum” diye 🙂

Sevgiler.

 

 

 

 

Advertisements

One thought on “Avustralya’da İş Arama Süreci ve İş İlişkileri

  1. Dünyanın öbür tarafında aynı hissiyatı seninle paylaştığımı söyleyebilirim. İşe girerken, geçmişin, yaptığın, kariyerine doldurduğun sertifikalar değil ilk sırada olan. Esas önemli olan, KİM olduğun… Önün o kadar açık ki, yeter ki başarmak iste. Yaş sınırlaması yok, gençsin diye müdür olamazsın yok, yazılımcısın diye proje yönetemezsin yok, dedikodu, ayak kaydırmaca yok. Hatan varsa TAK diye söylerler apışıp kalırsın çünkü düzeltmeni ve iyileşmeni beklerler. Sen de söylersin başkasında gördüğün hatayı. Hatalısın diye kovmazlar, kursa gönderirler, eğitim verirler. Sana YATIRIM YAPARLAR. Şirkete girdiğin gibi arkadaşların olur, seni sahte gülümsemelerle tartıp, senin ona tehdit olup olmadığını değerlendiren tilkiler değil. İş hayatında fazla vakit geçiriyorsan, uzun uzun mesaide kalıyorsan, aferin alMAZsın, fazla yük bindirdiklerini ya da bu işe göre yavaş/uygun olmadığını düşünürler, çözüm üretirler çünkü hayat işten ibaret değil. İşe başladığın haftada bi partiye (house warming) çağrılıp gittiğin zaman tebrik ederler ilişkileri kuvvetlendirdiğin için. Patrondan çok patroncu olmazlar, işte vakit geçirip çalışıyormuş gibi yapmanı beklemezler, istersen işe gelme ama işin sana düşen kısmı yürüsün yeter. İşin kısacası, Türkiye’nin dışındaki ülkelerde insanlar çok garip ya! Canım memleketim…

    Like

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s