Avustralya'da yaşam · Life in Australia

Brisbane’da sıradan günler

Şimdiye kadarki yazdığım yazılar genelde bir konu ile alakalı olan yazılardı. Mantıklı olanı da o bence. Ama bazen aileme ve arkadaşlarıma anlattığım bir çok şeyin blogda olmadığını farkediyorum. Bunun sebebi de sanırım yaşadığım ve anlattığım şeylerin ufak ufak olması ve bir konu altında toplayamamam.

O yüzden şimdiden söylüyorum bu yazı çok doğaçlama ve farklı konular içeriyor 🙂

Mesela bugün Queensland State Library’e gittim. Kütüphaneden öte bir komplex gibi. İçerisinde performans sanatları binası, müze ve bir çok sergi alanı var. Ben sadece kod yazmaya gittim o yüzden gezemedim. Gezdiğim zaman yazacağım tabi ki. Sonra düşündüm de İstanbul’da hiç bir kütüphanenin yerini bilmiyorum. Kullanmıyoruz çünkü. İstanbul Halk Kütüphanesi Fatih’teymiş. İlgililere.

Öğlen ara vermek ve bir şeyler yemek için bahçeye çıktım. Evden getirdiğim müsliyi yeyip bir şeyler okumayı düşünüyordum. Nehir kenarına doğru yürüdüğümde planladığım şeyi zaten yapan bir sürü insan gördüm.

Burada insanlar öğle yemeklerini evden getirip parklarda yiyorlar.

Türkiye’de eğer özel bir diyet menünüz yoksa para harcamamak için evden işe yemek götürmeniz garip kaçar. Ben aksini düşünüyorum. Evden yemek götürmek oldukça normal bir durum ama genellemeye vurursak aksini söyleyecek var mı?

Öğle saatlerinde dışarıdayken çok fazla gözlem yapma şansım oluyor. Öğlenleri insanlar evlerinden getirdikleri yemekleri parka ya da nehir kenarına falan gidip yiyorlar. Yemeğini bitirip kitap okuyan ya da yürüyüş yapan çok gördüm. Yemekten sonra kahve faslı ve muhabbet burada pek yok. İnsanlar biraz daha bireysel takılıyorlar öğle molalarında. Mesela burada bankalar öğlen çalışıyorlar. Herkes bir şekilde yemek saatini ayarlıyor ve müşterilere bakacak biri illa ki oluyormuş bankada. Gerçi bankalar o kadar tenha ki numarator yok o derece yani :))

Bunları yazarken aklıma ‘Yalnız kalmadığım’ fikri geliyor. Moda’da yürüyüş yapmak, koşmak falan çok normal ama bir kaç kere egzersiz yapmak istediğimde biraz tuhaf hissetmiştim. Tabi Moda’da spor yaparken kimse sizi rahatsız etmez, gelip bir şey demez, yapmaz ama yine de tam anlamıyla rahat hissetmiyor oluşum kendimi yalnız hissettiğimden olabilir. Burada hiç öyle hissetmiyorum. Parkta ses çıkararak uzak doğu sporu yapan bile gördüm 🙂 Kimse cidden bakmıyor ya. Bi’ ben bakıyorum hahah 😀

Bizim oturduğumuz yer nehre yakın o yüzden bazen spor yapmaya gidebiliyoruz oraya. Eğer sabah 6 gibi nehir kenarına giderseniz spor yapan o kadar çok insan görürsünüz ki. Bazen çok mutlu oluyorum böyle herkes sağlıklı takılıyor falan koşarken herkese sarılasım geliyor 😀

Geçen sabah bir görüntü gördüm ve bunu yazmak istediğime o zaman karar verdim. Bebek arabasında bebekleriyle birlikte koşan bir çift. Türkiye’de aynı görüntü genelde akşam üzeri ellerinde dondurma olan ve ağır ağır yürüyen bir çift olarak yansıyor gözüme 😀 Sürekli eleştiriyor imajı vermek istemiyorum ama eleştirecek bir şey bulamasaydım buraya gelmezdim büyük ihtimalle. Ben de aynı kültürden geliyorum kesinlikle kendimi üst bi noktada gördüğüm gibi bir imaj vermeye çalışmıyorum. Sadece farkedip birşeylerin değişebileceği umudu ile de yazıyorum birşeyler. Çünkü bazı arkadaşlarımdan şöyle geri bildirimler alıyorum. ‘Bunu daha önce farketmemiştim yazıyı okuyunca anladım.’ ya da ‘Bu kadar sert yazma bu gerçekleri çok anlaşılır oluyor.’ Yani üzülüyorum da bi yandan niye Türkiye’de evlenen çoluk çocuk yapan bir kadın -genelde- kilo alıp çalışmadığı zamanlar genelde evde takılıyor? Niye yani ben de geldiğim ülkedeki insanların da sağlıklı yaşama önem verdiğini anlatamıyorum? ‘Evet sağlıklı besleniyorum ve spor yapıyorum çünkü bu benim kültürümden geliyor, böyle alıştım’ diyemiyorum?

Mesela dışarıda çok fazla çocuklu aile görüyorum. Ne kadar çok çocuk var diye düşünüyordum ilk zamanlar 🙂 ama sanırım bu kadar çok çocuk görmemin başka bir sebebi var. Benim farkettiğim burada çocuklu aileleri dışarıda görebiliyorsunuz. Yani eve kapanıp, kendilerini arkadaş ortamlarından, spordan ya da sosyal etkinliklerden soyutlamıyorlar. Kütüphaneye gelen bile gördüm 🙂 Hatta kütüphanenin çocuklara özel bir etkinliği bile var. Ailelerin, çocuklarını kütüphaneye getirip eğitmenlerin yanına bırakabilecekleri bir etkinlik. Birlikte şarkı söylüyorlar, oyun falan oynuyorlar. Aynı zamanda ders çalışan veya kitap okuyanları da görebiliyorlar 🙂 İyi örnekleri küçücükken görüyorlar hehe ağaç yaşken eğilir.

Ailelerden konu açılmışken beni hep rahatsız eden bir şeyi de anlatmak istiyorum. Bu konu çok derin, tartışacak bilgi birikimim bile yeterli olmayabilir ama yine de bildiklerimi ve düşündüklerimi paylaşmak istiyorum. Bebek bakım masalarının kadınlar tuvaletinde olması beni her zaman rahatsız etmiştir. Bebek bakımının tamamen kadının işi olduğunu öne süren, hatta daha ileriye gidersek kadını bebek doğuran ve bakan bir objeden ibaret olduğunu bile söyleyebilecek bir sistem ve buna ses çıkarmayan bir sürü kadın. Ve erkek. Ya da trenlerde ‘Yaşlılara, engellilere, hamile ve çocuklu bayanlara yer veriniz’ uyarı tabelası. Konu dediğim gibi Avustralya’dan çok bağımsız yerlere geliyor 🙂 Feminizm yani bunun gidişatı :)) Konuyu saptırmayacağım sadece söyleyeceğim şey ‘Burada gördüklerim biraz farklı’. Avrupa’da nasıldır hiç bilmiyorum dikkat etmedim hatta bilen varsa paylaşırsa çok sevinirim ama Türkiye’deki gerçek içler acısı. Burada bebek bakım masaları kadınlar tuvaletinde değil. Ebeveyn odası diye ayrı bir alan var. Ya da tabelalarda ‘Çocuklu bayanlar’ yerine ‘Çocuklu ebeveynler’ yazısı görüyorsunuz. Kadınlara verilen değerin hangi tür toplumlarda daha iyi bir seviyede olduğunu farkedebiliriz böylelikle.

Yine çok eleştirel bir yazı oldu farkındayım. Ama şunu itiraf edebilirim ki Türkiye’de yaşarken de aynı şeylerden şikayet ediyordum. ‘Türkiye güzel ya yaşanır yanı idare ediyoruz’ dediğimi duyan yoktur büyük ihtimalle 🙂 ‘Avustralya’ya geldim artık burada yaşıyorum o yüzden Türkiye çok kötü’ gibi birşey de anlatmıyorum.

Bir de hala olumsuzluklarını pek göremeyecek kadar gözüm kör Avustralya konusunda ❤

Söz veriyorum beni rahatsız eden ilk olumsuz durumu paylaşacağım 🙂

O kadar övüyorum övüyorum gelesiniz diye hala bi’ kişi çıkıp ‘Ben biletimi aldım geliyorum!’ demedi 🙂

PS: Tek yön bilet 1800 TL kadar.

Sevgiler 🙂

 

 

 

Advertisements

4 thoughts on “Brisbane’da sıradan günler

  1. Merhaba, PR vizemiz hazir ve eylulde melbourne deyiz..toparlanma surecinde soyle bir göz atayim derken bu yazinizi okudum.. 8 yil yurt disinda, 4 yildir Tr deyim. İkinci Cocugumu tr de dogurunca en cok zorlandigim konulardan biriydi.. Gerci artik bez olayi bitti ama disarida cocuklarimla özgür günlerin beni bekledigini bilmek bile cok cok güzel…sizi de seciminizden dolayi alkisliyorum 🙂 guzel gunleriniz olsun…

    Like

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

w

Connecting to %s