Avustralya'da yaşam · Life in Australia

Sıcak bir yılbaşı :)

Brisbane’daki public ulaşım araçlarında herhangi bir şey yemek ve içmek yasak. Tabi ki içme suyu bunlara dahil değil. Otobüslerde kirliliği engellemek için alınmış bir önlem.

Geçen gün feribotta ilginç bir olay yaşadım. 2 çocuklu bir aile yanımda oturuyordu. Küçük kızları 3 ya da 4 yaşlarındaydı. Babası kızıyla sohbet ederken aralarında şu diyalog geçti.

Baba: Su içmek ister misin? (Suluğunu uzattı)

Kız: Evet.

Suluğu eline aldı, sonra karşıdaki tabelayı farketti

Kız: Daadd!! No drinking!! – Babaa!! Su içmek yasak! – (diyerek suluğu babasına geri uzattı.)

Baba: Güzel bir nokta yakaladın 🙂

Tabi ki su içmek yasak değil orada bahsedilen içeçekler su harici olanlar ama yine de bu sahne bende fazla çarpıcı bir etki yarattı.

NOT: Çocukların gelişim psikolojisini inceleyen başlı başına uzmanlık alanları var. Benim bu konuda çok fazla bilgim yok. Anlattıklarımın herhangi bir bilimsel dayanağı da yok. Sadece her zamanki gibi gözlemlerimden yani tecrübe ettiğim şeylerden yararlanarak konuşacağım.

Avustralya’daki çocuklar geldiğimden beri ilgimi çekiyor. Türkiye’de tanıştığım, konuştuğum çocuklara göre daha açıklar. Yani aklıma hep şu görüntü geliyor. Türkiye’de otobüste veya parkta hangi çocuğa laf atsam ilk anda bir diyalog kuramıyorum. Genelde omzunu büküp annesinin yanına giden ve ağzından cımbızla laf almaya çalıştığım görüntüler beliriyor gözümde.- Eminim istisnaları vardır da. – Ama burada yaşadıklarım çok daha farklı geliyor. Dediğim gibi çok büyük bir genelleme ama yine de aklımdaki görüntüler ne yazık ki bu sonucu doğuruyor benim açımdan. Buradaki çocuklarla daha kolay iletişim kurabildiğimi farkettim. Ya da dışarıdan arkadaşlarıyla veya ailesiyle olan konuşmalarına kulak misafiri olduğumda farkettiğim şey diyalog kurabiliyor olmaları.  Çok fazla diyaloga şahit oldum bir anne ile bir çocuğun sanki iki yetişkin gibi konuştuğu.

Bunu nereye bağlayacağım? Hatta kamp yapmamızla tüm bunların ne alakası var? 🙂

Kafamda çok da güzel bağladım umarım yansıtabilirim 🙂


Hayatımda ilk defa yeni yılı sıcak bir havada karşıladım 🙂 Çok büyük bir mevzu değil tabi de değişik geliyor kulağa. Hiç yılbaşıymış gibi gelmedi orası ayrı da 🙂

Yeni yıla doğal ortamda, çadırımızda girelim dedik. Öneri ile Güney Stradbroke Adasına gitme kararı aldık.

Brisbane şehir merkezinden tren ile yola çıkarak sonrasında da feribotla devam ederek adaya vardık. Çok uzak değil, eve 2 saat mesafede diyebilirim. Adada kamp için daha önceden rezervasyon yaptırabiliyorsunuz. Biz de check-in’imizi yapıp çadırımızı kurmaya başladık.

4

Mütevazi çadırımız 🙂

20151231_181102.jpg3

2

Çadırın çevresinden görüntüler

1

Şimdi az önceki çocuklar konusuna gelirsek;

Kamp, Avustralya’nın kültüründe olan birşey. Yani daha önceki yazılarda da bahsetmiştim. İnsanlar haftasonlarını şehir merkezinde avmlerde değil genelde şehir dışında kamplarda geçiriyorlar. Bunu adaya gittiğimde iyice farkettim. Neredeyse 10 arabadan 8’i 4W. Sahile, ormana, doğaya uygun araçlar var. Durumu biraz daha iyi olan veya kalabalık olan aileler ise karavanları tercih etmişler. Bazılarının çok daha uzun süreliğine kampa geldiğini çadırlarının büyüklüğünden, yiyecek stoklarından ya da diğer kamp malzemelerinden anlayabilirsiniz. Yani uzun tatillerinde de 5 yıldızlı hoteller yerine kampı tercih ediyorlar diyebiliriz rahatlıkla.

NOT: Yazdığım yazıları karşılaştırmalı yazmamak için çok çabalıyorum ama ne yazık ki bazen mümkün olmuyor.

Tüm kamp boyunca elinde bir tane tablet olan bir çocuk görmedim.

Çok iddialı bir cümle ama kamp alanına vardığımız andan itibaren bu duruma dikkat ettim. Çok fazla kitap okuyan çocuk gördüm. Hamakta sallanarak kitap okuyan 🙂 Annesine, babasına yemek, bulaşık işlerinde yardım eden de çok vardı. Tabi ki sahilde veya parkta oynayanları, bisiklet sürenleri, paddle yapanları saymıyorum. Yani ben 8-10 yaşlarındaki çocuklarının tableti var diye övünen aileler tanıdım Türkiye’de. 8-10 çok geç bir yaş aslında di mi? Çocukları daha 3-4 yaşlarında teknolojiye boğuyoruz.

Eline telefon verince susan çocuklara üzülüyorum.

Bana ‘Teknoloji çağıdayız bu bir gereksinim.’ diyenlere cevabım ise ‘Bana inanmıyorsanız şu yazıyı okuyun. Teknolojinin alasını yaratan Silikon Vadisi kaptanlarının çocuklarının okuduğu okullara bakın.’

http://www.nytimes.com/2011/10/23/technology/at-waldorf-school-in-silicon-valley-technology-can-wait.html?_r=0

Şimdi hala bağlayamadık di mi?

Bana öyle geliyor ki; çocuklar belirli yaşlara kadar -ne kadar olduğunu konusunu bilmiyorum dediğim gibi uzman değilim – teknolojiyle çok fazla iç içe olmayınca doğaya, çevreye ve insanlara algıları ve yaklaşımları çok farklı oluyor. En basitinden o feribottaki kızı düşünün. Eğer elinde telefon veya tablet olsaydı ve oyun oynuyor olsaydı o tabelayı farkedebilir miydi?

Neden geldim? yazısında bahsettiğimiz eşyalara sahip olmakla tecrübelere sahip olmak arasındaki fark hakkında burada da konuşabiliriz bence. 5 yıldızlı otelde açık büfe yiyeceklerle beslenip tabletinden oyun oynayan ve sadece ara sıra yüzme havuzuna giren çocuk mu daha sağlıklı büyür (zihnen ve bedenen) yoksa doğa ile iç içe, annesinin ve babasının yaptığı yemekleri yiyerek, doğa içerisinde neler olduğunu keşferederek enerji harcayan ve toprağa uzanıp kitap okuyanlar mı?

Yeni yeni yürümeye başlamış bir çocuk çıplak çıplak çadırların arasında geziyordu 🙂 Kimse de demiyor nerde bunun annesi, babası? Üşütecek çocuk. Ay toprağa basıyor pislendi ayakları falan 🙂

Çocuk toprağa dokunuyor daha kaç aylıkken, bundan güzeli mi var? 🙂

Yani alt tarafı kampta yaşadıklarımızı ve gördüklerimi anlatacaktım. Ne haddime çocuklarınızı nasıl eğittiğinize dair yorumlar yapmak ama di mi?


Çadırı kurduktan ve biraz dinlendikten sonra çevrede yürüyüşe çıktık. İlk gördüğümüz tabela şaşırtmadı tabi 🙂

20151231_120405

Köpek balıkları var yüzmeyin diyorlar 🙂

Okyanus olduğu için can kurtaran olmayan yerlerde yüzmek önerilmiyor. Akıntılar ve köpek balıkları büyük tehlike zira.

Çevreden bir kaç fotoğraf

IMG-20160101-WA0010IMG-20160101-WA0016

20151231_12053520151231_12064420151231_12072220151231_12192120160101_112029

Daha sörf deneyimim olmadı ama en keyif aldığım şeylerden biri paddle. Neredeyse her çadırın önünde paddle bordu, sörf bordu ya da kano vardı. Biraz daha yerleşince bir paddle da ben almayı düşünüyorum 🙂

20160101_112033

Günümüz yürüyerek, ağaçların altında uzanarak, yiyerek ve şarap içerek geçti. Herhangi bir parti yoktu yeni yıl için tabi herkes kendi halinde kutlamasını yapıyordu.

Ertesi gün uyandığımda hava şahane kokuyordu! Ağaçların altında mis gibi okyanus kokusuyla ve çok acayip kuş sesleriyle uyanmak müthiş! İşin güzel tarafı evde de çok farklı olmuyor sabahları 🙂 Avustralya işte.

Kahvaltı, kahve falan derken çadırı toplama zamanı geldi. Tam çadırı toplarken birkaç kişinin altına çadırı kurduğumuz ağaçta birşeylerin fotoğrafını çektiğini gördüm. Ne gördüler acaba değişik bir örümcek mi derken bizim ağaçta bir koala vardı! Hala inanamıyorum buna 🙂 Adada bir çok yerde koala ve kanguru çıkabilir tabelaları vardı ama böyle kalabalık bir kamp alanında denk geleceğimizi hiç düşünmüyordum. Nerden geldi, ne zaman geldi hiç bir fikrim yok ama onu görmek müthişti 🙂 Hala inanamıyorum 🙂 Doğal ortamında koala gördüm, hayattan tüm beklentimi kesiyorum artık 😀

Tabi çadırı okaliptus ağacının altına kurunca, koalanın da yediği tek şey okaliptus yaprağı olduğundan, geldiğine şaşırmamak gerek aslında 🙂

Birkaç fotoğraf çektim ama çok yukardaydı.

20160101_11112220160101_11113020160101_111148

Çadırı topladıktan sonra adanın diğer tarafına geçip biraz okyanusu seyrettik. Saatlerce hiç sıkılmadan izleyebilirim. Fotoğraf ve video çekmeye çalıştım ama gerçeği çok daha görkemliydi.

20160101_14192820160101_14190220160101_14194520160101_14192520160101_14020820160101_14021120160101_14021520160101_14134520160101_171155

Dalgaların ve rüzgarın sesi çok hoşuma gitti 🙂

Ayrıca 3 tane balina gördüm okyanusta. Aileydiler herhalde yanyana yüzüyorlardı 🙂

Bu arada adada yürürken ya da kamp alanında herkes birbirine ‘iyi yıllar’ diyordu. Tanımasalar bile tabi. Avustralya işte daha önce bahsetmiştim 🙂

Yazıda çocuklardan fazlasıyla bahsetme sebebim, kampta çok fazla aile vardı ve onları gözlemledim haliyle.

Kendim için ne kadar güzel bir tecrübe olduğundan vs bahsetmiyorum artık 🙂 Yeterince anlattım bunları 🙂

Benim için farklı bir yılbaşıydı, şüphesiz farklı bir yıl olacak hehe

Herkese iyi yıllar!

Sevgiler.

 

Advertisements

One thought on “Sıcak bir yılbaşı :)

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s