Uncategorized

Hi Down Under!

7 Kasım sabah saat 8 gibi Gold Coast Havaalanına indim. Avustralya bir kıta ülkesi olduğu için güvenliği elden bırakmıyorlar. Daha uçakta ‘incoming passenger card’ (google it) dedikleri bir form dağıttılar. Kimsiniz, neden geldiniz, nasıl geldiniz, ne kadar kalacaksınız, yanınızda neler var (alkol, sigara, et, gıda maddesi, nakit para vs) bunları yazıyorsunuz formda. Pasaport kontrolüne girmeden de yine başka bir form dağıtıyorlar. Orada da benzer sorular var ve buraya gelmeden önce bazı ülkelerde bulunup bulunmadığınızı soruyorlar. Çoğunluğu Afrika ülkesi. Tüm formları doldurduktan sonra pasaport kontrolden geçtim. Üstüne 1-2 tane daha güvenlik kontrolünden geçtim ve sonunda kızıl topraklara ayak bastım 🙂

IMAG0151_1

Erkek arkadaşım Avustralya ile ilgili bana hep bir şeyler anlatırdı zaten. Söylediği şeylerden biri de insanların birbirlerine gülümsedikleri, yolda tanımasa bile birbirlerine selam verdikleri ve birbirlerine nasıl olduklarını sorduklarıydı.

Havaalanında benim biraz gergin olduğumu farkeden polis ‘Don’t worry please relax’ şeklinde bir yanıtla beni biraz rahatlattı. Güvenlik görevlilerinin hepsi ‘welcome how are you today?’ diyerek karşıladılar.

Bu sıcak memlekette soğuk insan olamazdı herhalde? 🙂

Gold Coast havalimanına inmişken Surfers Paradise’ı ve Gold Coast’u görmeden gitmeyelim dedik Brisbane’a. Atladık arabaya Surfers Paradise’a. Uçak yorgunluğu olduğu için denize girmedik oturduk sahili izledik. Hava çok sıcaktı. Gold Coast tam bir tatil yeri gibiydi gerçekten. Herkes şapkalarla, mayolarla, şortlarla geziyordu.

surfers paradise

Oradan ayrıldıktan sonra Brisbane ve Gold Coast arasında ufak bir yarımadada durduk mola için. Birkaç fotoğraf aldım oradan.

Daha sonra Brisbane’a doğru yola çıktık.

İlk birkaç hafta hostelde kalmayı planlıyorduk. Benim biraz sosyal ortama ve İngilizce’ye girişim için. Hostele yerleştik. Hostelde genelde working holiday visaya sahip backpackerlar vardı. Her yerden insan vardı. Avustralya’nın kosmopolitliği daha hostelde başladı 🙂 Japonya, Tayvan, Endonezya, USA, Canada, İtalya, Fransa, Almanya, Yeni Zelanda… Herkes birşeylerini, birilerini bırakıp gelmiş. Çoğu geriye dönmeyi istemiyor 🙂

Bu arada Avrupa vatandaşları ile bizim aldığımız work and holiday vizeleri farklı. Türkiye vatandaşları ‘Work and Holiday’ dediğimiz vize ile yani subclass 462 (https://www.border.gov.au/Trav/Visa-1/462-) ile; Avrupa, Japonya, Tayvan ve İngiltere vatandaşları ise ‘Working Holiday’ ile yanı subclass 417 (https://www.border.gov.au/Trav/Visa-1/417-) ile ülkeye girebiliyorlar. Bildiğim tek farklı tarafı working holiday vizeye sahip olanlar meyve toplayarak veya çiftliklerde çalışarak vizelerini 1 yıl daha uzatabiliyorlar.

Haftasonu jetlag yorgunluğu ile pek birşey yapamadık. Gündüzleri uyuduğum için Brisbane’ı haftasonu gündüz neredeyse hiç göremedim. Akşamları ise çok ilginçti. Pazar akşamüstünden itibaren sokaklardaki insan sayısı çok azaldı, marketler, alışveriş yerleri erkenden kapandı. Avustralyalılar pazar günlerini genelde şehir dışında sahilde, kampta veya evlerinde geçiriyorlarmış. Türkiye’deki gibi alışveriş merkezlerinde değil 🙂 Türkiye’deki bazı şeylere çok kızdığım için taşlar atabilirim arasıra şimdiden özür diliyorum 🙂

Hatta erkek arkadaşımın dediğine göre public holidaylerde ekmek bulabilirsem şanslıymışım 🙂

İlk haftasonum uykulu, genelde şehri turlayarak veya hostelde insanlarla tanışarak geçti. Ne kadar yorgun olsam da burada olduğum için çok mutluydum 🙂

Advertisements

One thought on “Hi Down Under!

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

w

Connecting to %s